Ziyaret Edilebilen Afrika Kabileleri

58
Görüntüleme

Afrikayı muhteşem manzarası ve vahşi yaşamı ile biliriz. Fakat Afrika Kabileleri binlerce yıldır varlığını sürdürüyor. Şu an Afrika’da 3.000 den fazla kabile, 2.000 den fazla konuşulan dil var. Avrupalıların kolonileşmesi sonrası organize dinlere adapte olmuş olsalar bile halen 100 milyondan fazla Afrikalı geleneksel dinlerine tapınıyor. Bu yazımızda bu kabilelerden ziyaret etmeye elverişli olanların bir kısmını bir araya getirdik.

Hadzabe Kabilesi, Tanzanya

Kural yok, takvim yok, özgürlük var. Hadza halkının hayatı odun ateşine dayanıyor. Besicilik ya da tarım yapmıyorlar. Son 10.000 yıldır aynı hayatı yaşamaya devam ediyorlar. Yaz mevsiminde ağaçların altına uzanıp atalarını anlatan hikayeleri dinliyorlar.

Ok, yay, bıçak, pişirme kabı ve pipoları ile yaşıyorlar. Yaylarını zürafa ya da impala tendonundan yapıyorlar. Oklarının ucuna çöl gülünün zehrini sürüyorlar. Erkekler avlanıp bal toplarken kadınları ise meyve topluyor.

Düğün gibi bir olayları yok. Bir erkek ve bir kadın aynı ateşte uyumuşsa evli gibi sayılıyorlar. Eğer mutlu değillerse ikisi de gitmekte özgür.

Bugün Eyasi Gölü civarında 1.000 kadar hadza halkı yaşıyor.

San Bushmen Kabilesi, Botsvana

San Bushmen Kabilesi, Güney Afrika bölgesinin ilk yerli halkı olarak kabul ediliyor. Hatta genetik kanıtlar Dünya’nın en eski insanları olduğuna işaret ediyor ve yine insanlık türünün ilk 14 ağacından birisi olduğu söyleniyor.

Binlerce yıldır doğa ile düzenli bir denge kuran kabile, avcı – toplayıcı olarak hayatını devam ettiriyordu. Son yıllarda kolonileşme ve toprak dağıtımı sorunlarından dolayı tehlike altına girdiler. 1980 yılından sonra atalarının topraklarından çıkarıldılar ve avlanmak için izne tabi tutuldular.

Şu an Bostvana, Namibya, Güney Afrika ve Angola’da yaşayan 100.000 civarında San Bushmen halkı var. Bulundukları ülkeye göre farklı diller ve gelenekler geliştirmiş haldeler ve belkide binlerce yıllık birlikteliğin son demlerini yaşıyorlar.

Himba Kabilesi, Namibya

Namibya’nın kuzey batısında avcı – toplayıcı olarak yaşamına devam eden ve zorlu çevre koşullarına alışmaya çalışan bir kabile. Himba halkı bir su kuyusundan diğerine yaşamlarını sürdüren bu kabile Afrika’nın Kızıl İnsanları olarak biliniyor. Bu isim kendilerini güneş ışınlarından korumak için ciltlerine sürdükleri tereyağı ve okranın renginden alıyor.

Kabile artık sığır yetiştiriciliğine başlamış durumda. Kabile erkekleri yasal ve politik işlerle uğraşırken kadınlar ev işleri ve cilt bakımları ile meşgul. İlginç bir gelenekleri ise kadınlar su ile yıkanmıyorlar. Duman banyosu yapıyorlar.

İnanışları ise tanrıları Mukuru’yu sürekli hafızalarında ve hayatlarında tutmak için kullandıkları kutsal ateş şeklinde.

Samburu Kabilesi, Kenya

Masai halkının yakın akrabaları olan Samburu kabilesi Kenya’nın yukarı nil bölgesinde yaşıyor. Küçük ve büyük baş hayvan yetiştiriciliği yapıyorlar ve çok geleneksel bir toplum olarak göze çarpıyorlar.

Hem kız hem de erkekler için sünnet yapan kabile bunu erkekler için savaşçı ruhun sembolü, kızlar içinse kadınlığın göstergesi olarak görüyor. Kızlar sünnet olmadan evlenmesine izin verilmiyor. Ayrıca kültürlerinde dans önemli bir yer etmiş halde.

Halk yaşlılar tarafından yönetiliyor. İçlerinde en yaşlısı yönetici oluyor ve genç kabile üyelerini lanetleyecek güce sahip olduğuna inanılıyor.

Dini inanışları da kuvvetli olan kabile, tanrıları Nkai’nin sınırsız bir cezalandırma gücü olduğunu düşünüyor. Yaşlıları ise tanrıların sözlerini kemiklere kazıyorlar.

Zulu Kabilesi, Güney Afrika

Güney Afrika bir çok nedenden dolayı etkileyicidir. Bunların başında kültür ve gelenek çeşitliliği gelir. Zulu halkı ise aslen Batı Afrika kökenlidir ve Bantu Göçü olarak bilinen büyük göç ile Güney Afrika’ya yerleşmişlerdir. Günümüzün bölgedeki en büyük etnik grubudur.

10 ila 11 milyon arasındaki nüfusu ile Güney Afrika’nın tarıma elverişli topraklarında yaşayan Zulu halkı civar ülkelerde de görülmektedir.

Gündelik hayatta tıpkı bizler gibi giyinirler fakat özel günlerde ve durumlarda geleneksel kıyafetleri üzerindedir. Bir kısmı halen yaratıcıları olan Unkulunkulu’ya inanırken çoğunluğu günümüzde hristiyandır.

Shakaland ve Simunye Zulu gibi bölgeler kapılarını kültür turizmine açmış vaziyetteler. Turistler buralarda kültürlerini, el işlemelerini, dekorlarını ve danslarını günlük aktivitelere katılarak görebilme şansı yakalıyor.

Masai Kabilesi, Tanzanya ve Kenya

Eski savaşçılar, şimdiki çobanlar. Bir zamanlar Doğu Afrika’nın her karış toprağına ayak basan bu kabile artık turistik bir mekan. Zamanın en büyük savaşçı kabilesi iken artık canlı hayvan yetiştiriyorlar ve vahşi hayvanların öldürülmesine kesinlikle karşılar.

Modern yaşamın konforunu görmezden gelerek geleneklerine bağlı halde yaşamını sürdüren Masai halkında erkekler belirli bir çağa geldiklerinde bazı testlere tabi tutuluyordu. Bu testlerden birisi on gün boyunca şarkı söyleyip dans etmek olan Adumu idi.

Kabile Maa adı verilen dili konuşsa bile çoğunluğu Swahili ve İngilizce biliyor. Hızmaları, kulak delikleri ve Shuka adı verilen kırmızı giysileri ile ayırt etmesi kolay bir topluluk.

Dallardan ve çimlerden yaptıkları barınaklarda yaşıyorlar ve kültürlerinde tükürmek kutsama anlamına geliyor. Yeni doğan bebekleri kötü ruhlardan korumak için bebeklere; kendinden büyüklerin elini sıkmadan önce ise kendi ellerine tükürme gelenekleri var.

Afrika’da hayat var. Afrika’da geçmiş var. Afrika’da gelenekler var. Belkide kendimize pay çıkarmamız gereken bir çok nokta var.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuz girin
Lütfen adınızı girin