Anadolu’nun Halk Ozanları

68
Görüntüleme

Halk ozanları içerisinde yaşadıkları halkın ortak sözü ve sesi olmuş, halk ile iç içe bir hayat süren sanatçılardır. Saz çalıp türkü söyleyen bu kimseler için genelde Aşık (Emre) ve Ozan isimleri kullanılır.

1. Karacaoğlan

16. yüz yılda yaşadığı düşünülen bu halk ozanının yaşadığı yer ile ilgili çeşitli söylentiler bulunmakla birlikte Karaman ilinde bulunulan adının yazılı olduğu bir mezar taşına dayanarak, Karaman’da hayat sürdüğü düşünülmektedir.

Şiirlerinde içten ve gerçekçidir. Şiirlerini çok açık bir Türkçe kullanarak kaleme alan Karacaoğlan; daha çok aşk, doğa, ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm gibi konulara değinmiştir. Bir çok şiiri bestelenen ünlü halk ozanı kendisinden sonra gelen birçok ozanı da etkilemiştir.

2. Yunus Emre

Orta Anadolu Eskişehir vilayeti civarında 1238 yıllarında dünyaya gelen ve yine aynı bölgede 1321 yılında hayata vedaeden ünlü halk ozanı, Anadolu’da Türkçe şiirin öncüsü olmuştur.

Tasavvuf ile alakadar olmuş bu halk ozanı Baktaş-ı Veli ve Taptuk Emre adlı tasavvuf ehillerinin dergahlarında bulunmuştur. Yunus Emre hem bir halk şairi hem bir mutasavvıf (tasavvuf yolunda mertebe kat etmiş kişi) hem de bir alimdir. 1991 yılı UNESCO tarafından Yunus Emre’nin doğumunun 750. yılı olarak anılmıştır.

3. Pir Sultan Abdal

16. yüz yılda Sivas’ta dünyaya gelen ve yine Sivas’ta aynı yüz yılın sonuna doğru vefat ettiği düşünülen, şair olmasının yanı sıra aynı zamanda mutasavvıf olan Alevi bir halk ozanıdır. Şiirlerinde Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ali, On iki imam ve Ehl-i Beyt sevgisi ile sosyal konuları sıklıkla konu edinmiştir.Alevi geleneklerine bağlı bir dergah ortamında yetişen ünlü halk ozanı, Aleviler arasında “Yedi Ulular” olarak bilinen ozanlardan birisidir. Osmanlı Devleti karşıtı olan bir isyan içerisinde bulunmuştur. Pir Sultan Abdal, Hızır Paşa tarafından idam edilmiştir.

4. Dadaloğlu

18. yüz yılın sonlarına doğru Kayseri civarında dünyaya geldiği sanılan bu ünlü halk ozanının “9. yüz yıl ortalarında hayata veda ettiği düşünülmektedir. Asıl adı Veli olan Dadaloğlu şiirlerinde daha çok yerleşik bir hayata geçmek isteyen Türkmen aşiretlerinin sorunlarını işlemiş; yaşadığı coğrafyadan dolayı devlet teşkilatını eleştiren bir ozan haline gelmiştir.

5. Köroğlu

16. yüz yılda Bolu ili civarında yaşamış bir halk ozanıdır. Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Kendisi halk arasında kavganın, isyanın ve özgürlüğün sembolü olmuştur. Şiirlerinde coşkun bir söyleşiyle yiğitlik, kahramanlık, dostluk, tabiat sevgisi ve aşk gibi konuları işlemiştir. Oldukça yalın bir dil kullanan Köroğlu adına Köroğlu Destanı adlı bir destan yer almaktadır.

6. Neşet Ertaş

1938 yılında Kırşehir’de dünyaya gözlerini açan ünlü halk ozanı 25 eylül 2012 yılında 74 yaşında İzmir’de aramızdan ayrılmıştır.Neşet Ertaş bağlamanın yanı sıra tambur ve keman da çalabilmekteydi. Babası Muharrem Ertaş, Hacı Taşan ve Çekiç Ali gibi isimlerden etkilenmiştir. Halk ozanı olmasının yanı sıra bir halk müziği sanatçısıdır. Bağlama ustası olan babası ilk okul yıllarında önce keman sonra bağlama çalmayı öğrendi. Babasıyla birlikte düğünlere katılan Neşet Ertaş önce Kırşehir, sonra Kırıkkale ve 1957 yılında İstanbul’a taşındı ve ilk plağını çıkardı. İstanbul’da geçirdiği iki yıl sonrasında Ankara’ya yerleşti. Sonraki yıllarda ise Almanya’ya kardeşinin yanına gitti. 2000 yılında İstanbul’a geri gelerek sahnelere dönüş yaptı. 20 den fazla albümü bulunan Neşet Ertaş kendisine devlet sanatçılığı sunulduğunda “Zaten hepimiz devlet sanatçısıyız, ben asıl olarak halk sanatçısıyım” diyerek bu teklifi geri çevirdi. İzmir’de prostat kanserinden dolayı tedavi gördüğü hastanede hayata veda etmiştir.

7. Nesimi

Büyük olasılıkla 1369 yılında doğduğu belirtilen Nesimi’nin hayatı hakkında çok fazla bir bilgiye sahip değiliz. Nesimi’nin tıp, astronomi, matematik ve mantık bilimlerini de ihtiva eden derin bir İslam eğitimi alıp yetiştiği kabul edilmektedir. Hürufilik kurucusu Esterabadi Fazlullah Naimi’nin kızı ile evlenmiş ve Hurufilik abdallar zümresinin başı ve yol göstericisi olmuştur. Şiirlerini Hurufilik inançlarını yaymak için yazdığı ve bu inancı yaymak için Azerbaycan, İran ve Arap ülkelerine gittiği bilinmektedir. Hacı Bektaş-ı Veli’den etkilendiği söylenen Nesimi 1417 yılında Halep’te hayata veda etmiştir.

8. Aşık Mahsuni

1940 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya gelen Aşık Mahsuni Şerif 1964 yılında ilk plağını çıkardı. 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından Dünya’nın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi. Sivas Dramı adlı türküsünü, 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlere ithaf etmiştir. 2001 yılının Kasım ayında kendisine, “Elhamdülillah Kızılbaş’ım ve laikim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir.” dediği için, DGM tarafından aleyhinde dava açıldı. 2002 yılında kalp ve solunum yetmezliğinden dolayı hayata veda etti.

9. Aşık Veysel

Veysel Şatıroğlu 1894 yılında Sivas’ta doğdu. Bölgede yaygınlaşan çiçek hastalığından dolayı iki kız kardeşi vefat etti, Aşık Veysel ise gözlerini kaybetti. Aşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Aşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Aşık Veysel’in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla’da her yıl adına şenlikler yapılır. Yalın bir dil kullanan Aşık Veysel; doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirler de yazmıştır. 1973 yılında yine Sivas’ta hayata veda etti.

10. Kaygusuz Abdal

Ölümünden yaklaşık 150 yıl kadar sonra hayatı Kaleme alınan Kaygusuz Abdal, yazılanlara göre Alanya sancağı beyinin oğludur. Minbername adlı eserindeki, “Aşık olsam adım tembel Alayi” mısrasındaki Alayi kelimesinden hareketle gerçek adının Alaaddin olduğu tahmin edilmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli’den sonra Bektaşilik tarikatının başına geçen Abdal Musa’ya bağlanarak tasavvuf yoluna girmiştir. Doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Fakat bektaşiliği yaymak için Mısır’a gitmiştir ve 1444 yılında Mısır’da vefat etmiştir.

11. Gevheri

Gevheri’nin hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur. Aruz ve hece ölçüsü ile şiirler yazmıştır. Musiki ile de ilgilenmiş olan Gevheri’nin kendi adını taşıyan bir de hava vardır. Aruz ile yazdığı şiirlerinde başta Fuzuli olmak üzere klasik şairlerimizden etkilendiği görülmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle beraber 1715 yılından sonra öldüğü kesindir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuz girin
Lütfen adınızı girin